21 Şubat 2011 Pazartesi

Songs of Grief and Solitude




Metal gruplarının çıkardığı akustik albümler her zaman ilgi çekici olmuştur. Bazı hayranlar her zamankinden farklı tarzda bir albüm fikrine alışamazken , diğer hayranlar için söz konusu albümler birer şaheser olabilmekte. Üçüncü gruptaki; türe yabancı, bağıran adamlar ve gürültülü gitarlardan hoşlanmayanlardan ise “hah şöyle yapın da dinleyelim bilader” şeklinde yorumlar alınabilir.


Ukrayna’nın black metal alanındaki en ünlü topluluklarından Drudkh’un 2006 tarihli beşinci albümü Songs of Grief and Solitude, bu tarz albümler arasında kenarda köşede kalmış olanlardan. Tek bir distorsiyonlu notanın duyulmadığı albüm tamamen akustik olarak kaydedilmiş. Baştan sona enstrümantal olan içerikte gitarlara zaman zaman vurmalılar ve folk etkisini pekiştiren üflemeliler eşlik etmekte. Albümün ilginç yanı ise grubun önceki albümlerinde yer alan şarkılardan bazı bölümlerin Songs of Grief and Solitude‘da yer alması. Özellikle önceki iki albümde yer alan Solitude ve Blood adlı şarkıların rifflerini akustik olarak duymak benim için şaşırtıcı olmuştu. Grup eski işlerinden alıntılar yapmış olmasına rağmen önceki albümlerden alışıla gelen bölümlerin burada çok farklı bir hissi var. Bunun nedeni gitarların parlak tonları, tertemiz yapılmış kayıt ve grubun her zamanki epik havasından çok folk tarzda yapılmış besteler. 

Albüm bu kadar parlak ve temiz bir kayıtla ismindeki hüzün ve yalnızlık hissini verebiliyor mu peki? Evet, kesinlikle. İlk şarkı Sunset in Carpathians işin yalnızlık kısmında oldukça başarılı. Cırcır böceklerinin sesleriyle başlayan şarkıda hüzün, sevgi, nefret gibi bir his yerine sadece yalnızlık var. Bir yaz akşamı, doğada tek başınıza oturup gün batımını seyrediyormuşsunuz gibi. Şarkı yalnızca gözünüzün önüne bir manzara getiriyor.



 Hüzün ve yalnızlık kombosu yapan şarkı ise önceki albümden Solitude adlı şarkının giriş riffi üzerine kurulu, The Cranes Never Return Here.


Ortadaki Tears of Gods ve Milky Way uzun süreli, değişken yapıda, zaman zaman oldukça dinginleşen iki şarkı. Why the Sun Becomes Sad ise ortadaki flütlü bölümüyle kopuşlar yaratmakta.



 Archaic Dance albümün genel havasına göre nispeten daha neşeli folk tınıları içeren kısa bir şarkı. Son şarkı Grey Haired Steppe albümün hüzünlü tarafı en ağır basan eseri. 2.08’lik bir süreye sahip olmasına rağmen yok edici flütlere sahip bir kapanış şarkısı.

  

Oturup dikkatle dinlendiğinde sizi atmosferinin içine alıp durağanlaştıran ama enstrümantal oluşunun da etkisiyle  kitap okurken, kısık seste fon müziği olabilecek bir albüm. Metal müzik dinleyicisi olun ya da olmayın Karpatlar’dan gelen kederli folk tınılarına kulak verin.
*************************************************************
9/10
Albüm Bilgisi
Çıkış Yılı 
 2006
Şirket
Supernal Music
Süre
34.40
Bağlantı


1.Sunset in Carpathians (Захід Сонця в Карпатах)02:47
2.Tears of Gods (Сльози Богів)08:34
3.Archaic Dance (Стародавній Танець)03:28
4.The Milky Way (Чумацький Шлях)09:52
5.Why the Sun Becomes Sad (Чому Буває Сумне Сонце)05:45
6.The Cranes Will Never Return Here (Журавлі Ніколи Не Повернут)03:26
7.Grey-Haired Steppe (Сивий Степ)02:08

Hiç yorum yok: